Daha Fazla İçerik

Bir Çarşı Hikayesi: İMÇ 6. Blok

Bir Çarşı Hikayesi: İMÇ 6. Blok

 Son Demlerinde İMÇ 6. Blok Müzik Kültürü

   Müzik değişti, talep değişti, dinleyen değişti. Nesiller geliyor, gidiyor. Kimleri gördü o bloktaki plakçılar, kasetçiler, müzik yapımcıları. Hangi sazına, sözüne güvenen geldi geçti. Kaset kültürü, plak kültürü  yerini dijitalleşmeye bıraktı. Zaman daha neyi gösterir bilinmez ama Unkapanı’nın o soğuk beton bloklarında yankılanan eski şöhret hayallerinin, artık sadece geçmişe ait birer yankı olduğu kesin.

        Bir zamanlar kapısında kuyruklar oluşan, tek bir kaset lansmanıyla Türkiye’nin gündemini belirleyen o ikonik dükkânların camlarında şimdi tozlu afişler sarkıyor. Koridorlarında ne sazını sırtlayıp "Beni de meşhur edin" diye Anadolu’dan aslan gibi tutkusuyla gelen o hırslı gençlerin ayak sesleri var, ne de makamlı bir şarkının prova nidaları... Dijital dönüşüm, müzik endüstrisini bir gecede dönüştürmedi elbette; ama Unkapanı’nın kalbine saplanan en sessiz hançer oldu. Şimdilerde müzik, stüdyoların heavy-duty mikrofonlarından değil, ev odalarında açılan yazılımlardan doğuyor. Dinleyici, bir plağın hışırtısındaki ruhu ya da bir kasetin şeridi sararken çıkardığı o mekanik sesi aramıyor artık; bir tıkla tüketip aynı hızla unuttuğu algoritmik listelere teslim ediyor kulaklarını.

    Oysa İMÇ 6. Blok, sadece bir "piyasa" değildi; Türkiye’nin sosyolojik haritası, acısının ve neşesinin ses teliydi. Arabeskin en derin feryadı da, Türk Sanat Müziği’nin en ince zarafeti de, Anadolu Rock’ın isyanı da o beton koridorlarda şekillendi. Plak şirketlerinin patronları sadece yapımcı değil, dönemin ruhunu okuyan birer kulak ve kültür mimarıydı.


    Bugün 6. Blok’un koridorlarında yürürken, duvarlara sinmiş binlerce şarkının hatırası çarpıyor yüzünüze. Evet, kasetler raflardan kalktı, plaklar nostaljik birer koleksiyon objesine dönüştü ve üretim yöntemleri kökten değişti. Ancak ne kadar dijitalleşirsek dijitalleşelim, müziğin o ilk "samimi" dokunuşuna duyulan özlem bitmeyecek. Unkapanı tabelaları belki eskiyecek, belki 6. Blok bambaşka bir işleve bürünecek; fakat bu topraklarda müziğin kalbinin bir zamanlar o soğuk betonlar arasında attığı gerçeği, tarihin dipnotlarında her zaman sıcak kalacak.


    Şunu da söylemekte fayda var; belki de o blokta ne hak eden insanların emekleri gasp edildi kimler hakkettiği yere gelemedi ve kimlerin umutları bir hayalde kayboldu. Kimlerin üç beş kuruşu harcandı bir de o gözle bakmak lazım. Dijital dünyanın meyveleri kadar zehri de ayrı tabi ama gel gelelim belki de hiç hayalinde bile göremeyecek insanları nerelere getirdi... Bugün Ersoy Hocam ile yolumuz düşmüşken bir uğrayalım dedik işimiz orada olmasa da... Hoş artık işi olanlar da pek uğruyor denmez ama merakınız varsa bir gidin görün deriz. Tam bir kültür mirası.


Ersoy Temelli kadrajından...








[yazar: Kemal Karaoğlan ] [yazar_mail: samirkemal01@gmail.com] 

Yorumlar

Yorum